ﷲ İslamiSohbet  ﷲ  | İslami Forum  

Go Back   ﷲ İslamiSohbet ﷲ | İslami Forum > ~ TARIH ~ > Osmanli Tarihi
Google Anasayfası'na Git


Osmanli Tarihi Osmnali Devleti hakkinda bütün n bilmek istediklerinizi bu bölümde paylasabilirsiniz...

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-12-2009, 10:57 AM   #1

 
muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

muhammed
Senior Member
Bilgilerim
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 120
Konular:
Seviyelerim
Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Teşekkürlerim
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 10 muhammed is on a distinguished road
SaaTim
Cinsiyetim
Takımım
İletişim
Standart Osmanlilarda Saray Teskilati

OSMANLILARDA SARAY TESKILATI

Osmanli Devletinin kurulusundan sonra, saray teskilati da diger müesseseler gibi gelisme gösterdi. Bursa ve Edirne saraylarindan sonra, Istanbul'un fethi üzerine bugünkü Istanbul Üniversitesi merkez binasinin oldugu yerde, Fatih Sultan Mehmed Han tarafindan Saray-i Atik denilen eski saray kuruldu. Daha sonra yine Fatih tarafindan Saray-i Cedid adi verilen Topkapi Sarayi yaptirildi.
Bu saraylar padisahlarin hem ikamet ettikleri yer ve hem de bütün devlet islerinin görüsülüp karar verildigi en yüksek devlet dairesiydi.
Osmanli Devletinde saray teskilati üç kisimdan meydana gelmekteydi:
1) Birün adi verilen dis kisim,
2) Enderün adi verilen iç kisim,
3) Harem-i hümayün.
Sarayin Birün adi verilen kismi sarayin disi, yani Babüs'saade haricindeki teskilatidir. Sarayin Birün teskilatinin isleri çesitli oldugundan, her birinin memurlari da ayri ayri siniflardandi.
Burada görevli olan ilmiye sinifi ile Birün agalari denen agalar, sarayin hem harem ve hem de enderün kisminin haricindeki yerlerde ve dairelerde bulunup, vazifelerini yaparlar ve aksamlari evlerine giderlerdi. Birün teskilatina ait bütün tayinler sadr-i azam tarafindan yapilirdi.
Enderün: Sarayin bu kismi yüksek dereceli devlet memuru yetistiren bir mektep ve terbiye yeriydi. Padisahlar bir kismi sarayda ve bir kismi da orduda olmak üzere Müslüman Türk terbiye ve kültürü ile yogrulmus, kendilerine sadik bir sinif yetistirdikten sonra, Osmanli devlet idaresini bunlarin eline vermistir.
Küçük yastaki devsirme denilen çocuklar, saraya alinmadan sivil Müslüman Türk ailelerin yaninda büyük bir itina ile yetistirilerek, Müslüman Türk terbiyesi görürlerdi. Dini bilgileri ve Türkçeyi ögrenirler daha sonra saraya alinirlar, burada da mükemmel bir tahsil gördükten sonra, siralari gelince liyakat ve kabiliyetlerine göre saray haricindeki çesitli devlet hizmetlerine tayin edilirlerdi. Sarayda her kogusun ve sinifin fertlerinin kaydina mahsus defterler olup, bunlarin saray terbiyesi üzere yetismeleri için her kogusta lala tabir edilen hocalar vardi.
Osmanli Sarayi, hem devletin en yüksek idare organi ve hem de en yüksek idarecilerini yetistiren bir müessese idi. Sarayin kendine mahsus usül ve erkani vardi. Islam ahlakinin ve insanlik seciyesinin en güzel örnekleri burada yasanir ve buradan Osmanli ülkesine ve dünyaya yayilirdi.
Harem-i Hümayün: Padisahin aile efradinin; padisah kadinlarinin, padisahin kiz ve erkek çocuklari ile harem agalarinin ve muhasiplerinin oturdugu yerdi. Yerlesim olarak valide sultanin dairesi, sehzadeler mektebi, padisahlarin yatak odalari, cariyelerin yetistigi yerler gibi bölümleri vardi. Haremde; valide sultan, baskadin efendi, padisah kizlari, gedikli kadin, hizmetçi (cariye)ler bulunurdu.
Osmanli sarayinin harem bölümü, hanedan mensuplarinin husüsi aile hayatlarini yasadiklari yerdi. Devletin bütün müesseseleri ve cemiyet hayatinda oldugu gibi, buradaki günlük hayat da, Islamiyetin esaslarina Türk örf ve an'anesine titizlikle riayet edilerek yürütülürdü. Harem-i Hümayünda bulunanlar, küçük yaslarindan itibaren çok titiz ve ciddi bir egitimden geçirilerek yetistirilir, sarayin müstesna adab ve terbiyesine uymasina itina gösterilirdi.
Asirlar boyunca cihan-sümül Osmanli Devletini idare etmis, ülkeler fethetmis, ilim ve irfanin ilerlemesine, medeniyetin yükselmesine ve yayilmasina hizmet etmis padisahlarla, mümtaz ahlak, iffet, sefkat, merhamet ve hamiyet nümünesi hanim sultanlar, hep bu Harem-i Hümayünda terbiye edilerek yetismislerdir. Haremde, hanedan ailesinin yasayisini düzenleyen çok muazzam bir tesrifat, (protokol) vardi. Harem teskilati ve müessesesini anlatan çesitli tarihi vesikalar mevcuttur.
Harem-i Hümayünda bulunan cariyeler, Islam ordularinin düsmanlarla yaptigi harplerde esir edilen kadin ve kizlarla, padisaha hediye edilenlerden hizmetçi olarak sarayda bulunanlardi. Bunlarin çogu hizmetçi olarak hanim sultanlarin ve haremde vazifeli kadin görevlilerin emrinde hizmet ederek yetisirlerdi. Cariyelerin hepsi, uzun süre çok ciddi bir terbiyeden geçirilir, Islam ahlaki ve Türk örfüne göre yetistirilir, çesitli hizmetlerle vazifelendirilirlerdi. Temayüz edenlerinden pek azi, padisahin özel hizmetlerini görmekle de vazifelendirilirdi. Bu dereceye yükselmek, cariyeler için pek büyük bir meziyet ve mazhariyetti ve uzun terbiyelerden sonra ulasilirdi. Gerek padisahin ve gerekse Harem-i Hümayünda bulunan diger hanedan mensuplarinin hizmetlerindeki cariyelerle olan muameleleri, Islam hukükuna uygundu. Keyfilikten, zevk ve safaya zebunluktan uzak olup, Islamiyetin tarif ettigi mesru aile hayatinin bir nümünesiydi. Cariyelerden çogu kendiliklerinden Müslüman olur, ya sarayda serefli bir ömür sürerler veya münasip kimselere zengin çeyizlerle gelin edilirler, yuva kurarlardi.
Eski ve ortaçaglardaki krallik ve imparatorluk saraylarinda yasanan zevk ve safahat alemleriyle, bilhassa saraya mensup kadinlarin karistigi entrikalarin sehvetleri kamçilayan hikayelerini dinleyip yazmaga alismis bazi Avrupali muharrirlerle, onlari taklit eden yerli isimler, hiçbir yabancinin girmemis, hiçbir uygunsuz haber duyulmamis olan Osmanli sarayinda da bu kabil olaylari çok arastirmislar, yazacak hiçbir sey bulamamislardir. Asirlar boyunca devam etmis bir hanedan ailesinden süpheli rivayetler halindeki tek tük olayi ise, genis hayalleriyle süsleyip bire bin katarak anlatmislardir. Bilhassa Bati insaninin ulasmayi gaye edindigi zevk ve safahat hayatinin Avrupa saraylarinda görülen nümüneleri; onlarin tarihte emsalsiz bir ihtisam sahibi Osmanli sarayinda da benzeri bir hayat hayal etmelerine sebep olmustur. Çünkü Avrupali için iktidar ve maddiyatin zevki ve safayi teminden baska nihai bir maksadi yok gibidir. Harem kelimesiyse, özellikle son zamanlarda çesitli bahanelerle istismar edilmis, Müslüman-Türk ahlakinin besigi aile yuvasi, çesitli bozuk düsünce sahiplerinin uydurma sözleriyle lekelenmek istenmistir. Bu maksatli iftiralarla dolu yazilarin hedefi; tarihteki, Türk ahlak ve devletini asagi düsürmektir. Bu tip maksatli yazilarin hiçbir vesikasi ve degeri de yoktur. Harem kadinlarinin hiçbiri, devrinde kendi hayatini ve haremi anlatan kitap yazmamistir.
muhammed isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Bookmarks

Etiketler
osmanlilarda sarayi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:03 PM.

Forum Dost Siteler
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
2009 By pirFena
Kuruluş : 10 Ekim 2009
İslamiSohbet.Com.tr Her Hakkı Saklıdır
www.tevhidsohbet.com / www.siteniz.com / www.siteniz.com / www.siteniz.com / www.siteniz.com